Türkçenin küreselleşmeyle birlikte geçirdiği değişim, Z kuşağının internet çağında büyümesiyle daha görünür hale geldi ve Türkçenin nasıl Türkçe kalacağı tartışması yaygınlaştı. Bugün benzer bir tartışma, yapay zeka araçlarının hayatın her alanında kullanılması üzerinden yürüyor. Sosyal medya terimleri dile İngilizce halleriyle girdi ve kuşaklar arasında bir dil farkı yarattı. Türkçe karşılık önerileri ise kullanıcılar arasında benimsenmedi. Terimlerin dile yerleşmesi çoğunlukla kullanımla belirleniyor ve aynı süreç yapay zeka araçları için de işliyor.

1. Sosyal Medya Terimleri Dile Nasıl Girdi?

Sosyal medya kullanımı hayatımızın bir parçası olmuşken, hatta günümüzün en fazla kısmını kaplıyorken bu ortamlarda kullanılan terimlerin dilimize yerleşmesi şaşırtıcı değil. Özellikle de çoğu sosyal medya platformunun İngilizce konuşulan ülkelerden çıkışlı olması ve Türkiye’de erişime açılmasıyla platform dilinin yerelleştirilmesinin eş zamanlı olmaması bu platformlarda kullanılan terimlerin İngilizce halleriyle dilimize yerleşmesine yol açtı.

Türkçe, geçmişten günümüze kadar Arapça, Farsça ve Fransızca gibi dillerden birçok kelime almıştır. Bu yüzden Türkçenin yeni terimleri dile alması gayet alışılmış bir durumdur. Ancak geçmişte dilimize geçmiş ve yerleşmiş kelimelere kıyasla hızlıca değişen bir dünyadan gelen çeşitli yeni terimlerin dile uyum sağlamasının daha zor olması çok normal.

2. Kuşaklar Arası Dil Farkı

Dilin dinamik bir yapısı olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu, herhangi bir dilin alacağı normal bir gidişat olarak görülebilir. Ancak dile direkt olarak, okunuşu ve yazılışı değiştirilmeden İngilizce’den geçen bu terimler, Türkçe konuşan jenerasyonlar arasında büyük dil farklılıklarına yol açıyor. İnternet çağına doğan Z kuşağı ve çocukluk döneminde internet ile tanışan Y kuşağı, interneti yetişkinlik döneminde tecrübe eden X kuşağından daha farklı bir Türkçe kullanıyor. Bu Türkçe kullanımı şimdilik yalnızca sosyal medya terimleriyle kısıtlı olarak gözükse de yapay zekanın kullanımıyla birlikte dilin daha da değişmesi beklenebilir. Max Planck İnsan Gelişimi Enstitüsü’nün bir çalışması, ChatGPT’nin sık kullandığı “delve” gibi kelimelerin, ChatGPT’nin yayımlanmasından sonra İngilizce konuşma dilinde de arttığını gösteriyor. Çalışma İngilizce üzerine olsa da benzer bir etkinin Türkçede de görülmesi beklenebilir.

3. Yerelleştirme Çabaları Neden Tutmadı?

Sosyal medya platformlarındaki en yaygın terimler olarak “selfie, like, repost, retweet, fav[orite]” kelimeleri düşünülebilir. Bu terimlerin yaygınlaştığı ilk dönemlerde Türk Dil Kurumu, İngilizce selfie kelimesi için “özçekim” çevirisini kabul etmişti ve bu kelime genç kullanıcılar arasında bir süre konu olduktan sonra dile yerleşmekte başarısız olmuştu. Sonrasında bu platformlardaki aksiyonları belirten terimler için yerelleştirme yapılmaya devam edilse de etkili olmamış, aksine bu İngilizce terimler kullanıcılar tarafından başka bağlamlarda da kullanılmaya başladı.

2019’da yapılan Yeni İletişim Ortamlarında Türkçe Çalıştayı tam olarak bu konuyu ele almıştı. Çalıştayın amacı, yeni iletişim ortamlarında kullanılan yabancı kökenli terimler için Türkçe öneriler geliştirmekti (Uralman & Akçay, 2019, s. 5). Çalıştayda beş çalışma grubunda onlarca terim için Türkçe karşılık önerildi, fakat bu terimler sosyal medyada espri konusu olmakla yetindi ve yerleşmekte başarısız oldu. Hatta bir masada evrensel dijital dilin değiştirilmesinin zorluğuna da dikkat çekilmiş. Burada sorun üretilen kelimelerin yetersizliği miydi, yoksa çoktan dile yerleşmiş bir kelimeyi değiştirmenin zorluğu muydu?

4. Markadan Fiile: “Google’lamak”tan “Chat’e Sormak”a

Terimlerin fiil olarak Türkçeye yerleşmesi ve günlük hayatta, dijital ortamların dışında da kullanılmasının en yaygın örneği ise “google’lamak” olarak düşünülebilir. Burada arama motoru olan Google’ın adı, internette arama yapmak anlamında fiile dönüşmüştür. Alanında öncü olan bir markanın adının cins isme veya fiile dönüşmesi dilde sık görülen bir olgudur. Google ile yaşanan bu durum, son yıllarda yapay zeka ile de yaşanmakta. Statcounter’ın Kasım 2025 Türkiye ölçümünde ChatGPT %90,24 pazar payıyla zirvede. Dolayısıyla yapay zekada öncü olan ChatGPT’ye bir komut vermek veya soru sormak yaygınlaştıkça kullanıcılar arasında “Chat’e sormak, Chat’e yaptırmak” gibi terimlerin dile yerleştiği gözlemlenebilir.

Bu durumların dilde doğal olarak oluştuğunu ve bu terimlerin toplum içerisinde kendiliğinden yerleştiğini görüyoruz. Dolayısıyla TDK veya platformların kendi yerelleştirme denemelerinin yapay doğası, dile yerleşmelerini veya var olan terimleri değiştirmeyi çok zor kılıyor. Ancak değinilmesi gereken önemli bir nokta var: 2019 çalıştayında “Yapay Zeka” terimine ve alt başlıklarına da değinilmiş. 2019’da yapay zekanın halka yayılmadığı düşünülürse, erken müdahale ile dile terimlerin nasıl etki ettiğini tekrardan düşünmek gerekebilir.

Kaynakça

Başvurulan kaynaklar

  1. Humans Are Starting to Talk More Like ChatGPT, Study Claims
  2. Tokat, F. — Sosyal Medya Terimlerinin TDK Güncel Türkçe Sözlük’te Görünümü
  3. Sosyal Medyada Sık Kullanılan Kelimeleri Türkçeleştiren TDK Sosyal Medyanın Gündeminde
  4. Uralman, N. H. ve Akçay, D. — Yeni iletişim ortamlarında Türkçe: Güncel sorunlar ve terim önerileri çalıştayı raporu
  5. Google Gemini, Nano Banana ile küresel ilgiyi artırıyor
Elif Dağbağ
Yazar hakkında

Elif Dağbağ

Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık Bölümü’nde tamamladı. Organizasyon ve dijital medya sektörlerindeki deneyimlerinin ardından Koç Üniversitesi Tasarım, Teknoloji ve Toplum yüksek lisans programında Suncem Koçer danışmanlığında çalışmalarına başladı. Araştırma ilgileri toplumdilbilim, söylem analizi ve bireylerin dil üzerinden kimlik inşası etrafında şekilleniyor. Boş zamanlarında DnD oynamayı ve müzikal izlemeyi seviyor; alternatif modayla ilgileniyor.